Bilinmesi Gerekenler

  • BIST 100’deki yükseliş her zaman piyasanın geneline yayılan sağlıklı bir hareket anlamına gelmez.
  • Endeksin sınırlı sayıda hisseyle yukarı taşınması yatırımcı güvenini zedeleyebilir.
  • Büyük ve likit hisseler düşerken endeksin yükselmesi piyasa algısında soru işareti yaratıyor.
  • Yatırımcı açısından asıl mesele endeksin yeşil olması değil, yükselişin kaç hisseye yayıldığıdır.

Endeks Yeşil Ama Piyasa Gerçekten Yükseliyor mu?

Borsa İstanbul’da son dönemde en çok tartışılan konu, endeksin görüntüsü ile yatırımcının yaşadığı gerçeklik arasındaki fark. BIST 100 yükseldiğinde manşetlerde “borsa günü artıda kapattı” ifadesi yer alıyor. Fakat aynı gün birçok yatırımcının portföyü ya yatay kalıyor ya da değer kaybediyor.

Bu noktada sorun yalnızca yatırımcının yanlış hisse seçmiş olması değil. Daha temel bir problem var: Endeksin birkaç güçlü hareket eden hisseyle yukarı taşınması, piyasanın genelinde iyileşme varmış gibi bir algı oluşturabiliyor.

Üç Beş Hisseyle Gelen Yükseliş Neden Rahatsız Ediyor?

Yatırımcının şikâyeti tam da burada başlıyor. Eğer bankalar, holdingler, sanayi şirketleri ve yüksek hacimli hisseler baskı altındayken endeks birkaç sınırlı hisseyle yukarı gidiyorsa, bu yükseliş piyasa geneline güven vermiyor.

Çünkü sağlıklı bir borsa yükselişinde hareketin geniş tabana yayılması beklenir. Yani yalnızca birkaç hissenin sert yükselişiyle değil, farklı sektörlerden güçlü şirketlerin de bu harekete katılması gerekir. Aksi halde endeks yükselse bile yatırımcı “bu yükseliş benim portföyüme neden yansımıyor?” diye sormakta haklıdır.

Devler Düşerken Endeks Nasıl Yükseliyor?

ParaMedya’nın haberinde dikkat çekilen tablo bu tartışmayı daha görünür hale getirdi. Habere göre BIST 100’ün yüzde 1,28 yükseldiği bir günde Akbank, Garanti, İş Bankası, Yapı Kredi, Vakıfbank, Koç Holding, Sabancı Holding, THY, Ford ve Migros gibi piyasanın en çok izlenen büyük hisseleri eksideydi.

Böyle bir tabloda yatırımcının kafasının karışması normal. Çünkü endeks artıdayken piyasanın lokomotif kabul edilen hisseleri düşüyorsa, yükselişin nereden geldiği sorgulanır. Bu sorgulama da “endeks mühendisliği” tartışmasını gündeme getirir.

Endeks Mühendisliği Tartışması Neden Büyüyor?

Endeks mühendisliği ifadesi, piyasada endeksin doğal akışından çok belirli hisseler üzerinden yukarıda tutulduğu algısını anlatmak için kullanılıyor. Bu iddianın kesinliği ayrı bir tartışma konusu olsa da yatırımcının gördüğü tablo net: Endeks yükseliyor, ama geniş kitlelerin elindeki hisseler aynı hareketi göstermiyor.

Yeniçağ’daki Remzi Öz'ün kaleme aldığı değerlendirmede de benzer bir noktaya işaret edildi. Yazıda, bazı hisselerdeki fiyatlamaların endeks görüntüsünü etkilediği; buna karşılık Koç Holding, Sabancı Holding, İş Bankası, Yapı Kredi, Tüpraş ve THY gibi büyük şirketlerin geride kaldığı vurgulandı.

Bu Tablo Küçük Yatırımcı Güvenini Zedeliyor

Borsada güven yalnızca endeks seviyesiyle ölçülmez. Yatırımcı için güven, piyasanın adil ve anlaşılabilir çalıştığını hissetmekle oluşur. Eğer endeks yukarı giderken yatırımcının elindeki makul, likit ve güçlü şirketler sürekli geride kalıyorsa, burada ciddi bir algı problemi doğar.

Küçük yatırımcı kendisini oyunun dışında bırakılmış hisseder. Çünkü manşetlerde yükselen bir borsa vardır; fakat kendi portföyünde bu yükselişin karşılığı yoktur. Bu fark büyüdükçe piyasaya duyulan güven azalır.

Sonuç: Yatırımcı Endekse Değil, Yayılıma Bakıyor

BIST 100’ün yeşil kapanması tek başına güçlü piyasa anlamına gelmez. Eğer yükseliş birkaç hisseyle sınırlı kalıyor, büyük ve likit şirketler bu harekete katılmıyor, yatırımcı portföylerinde aynı iyileşmeyi görmüyorsa, burada haklı bir rahatsızlık oluşur.

Bu nedenle mesele “benim hissem neden yükselmedi?” sorusundan daha büyük. Asıl mesele, endeksin piyasanın gerçek sağlığını ne kadar yansıttığıdır. Yatırımcı artık sadece endeksin kaç puan yükseldiğine değil, bu yükselişin kimlerin omzunda taşındığına bakıyor.