Altın ve değerli metallerde son günlerde görülen geri çekilme, savaş dönemlerinde yerleşik hale gelen “jeopolitik risk artarsa altın yükselir” ezberini bozdu. Son fiyatlama, piyasanın bu kez güvenli liman refleksinden çok petrol şoku, enflasyon baskısı ve nakit ihtiyacı üzerinden hareket ettiğini gösteriyor. Reuters’a göre 2 Nisan’da spot altın yaklaşık yüzde 2,8 düşerek 4.622 dolar seviyesine inerken, ABD altın vadeli kontratları yüzde 3,4 geriledi; aynı gün Brent petrol yüzde 6’dan fazla yükselerek 107 doların üzerine çıktı. Bu tablo, yatırımcıların riskten kaçarken altına değil, arz şokunun merkezindeki enerji fiyatlamasına daha fazla odaklandığını düşündürüyor.
Brent petrol neden altının önüne geçti?
Bu ayrışmanın ana nedeni, mevcut jeopolitik krizin doğrudan enerji arzını tehdit etmesi oldu. Trump’ın İran’a yönelik operasyonların süreceğini söylemesi ve Hürmüz Boğazı’na dair net bir normalleşme takvimi vermemesi, piyasalarda arz şoku korkusunu büyüttü. Bu ortamda yatırımcılar, savaşın güvenli liman etkisinden çok petrolün enflasyonu ve büyümeyi aynı anda bozabilecek etkisini fiyatlamaya başladı. Reuters ve AP’ye göre Brent 107-108 dolar bandına yükselirken, aynı anda dolar güçlendi ve ABD tahvil getirileri arttı. Altının zayıf kalmasının temel nedenlerinden biri de bu oldu; çünkü yükselen faiz ve güçlü dolar, faiz getirisi olmayan altının cazibesini azaltıyor.
Vadeli işlemlerde ters pozisyonlar satış baskısını büyüttü
Piyasadaki satışların yalnızca makro başlıklarla açıklanması da yeterli görünmüyor. Jeopolitik şoklarda sert yön değişimleri, vadeli işlemlerde ters tarafta kalan oyuncuların pozisyon kapatmasına yol açabiliyor. Reuters’ın Dubai petrol benchmarkına ilişkin haberinde, savaş sırasında yanlış tarafta kalan bazı traderların varil başına 60 ila 100 dolar arasında zararla karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor. Aynı tür baskı, değerli metallerde de marjin tamamlama ve kâr realizasyonu kanalıyla satışları hızlandırmış olabilir. Wall Street Journal da altın ve gümüşteki düşüşte yatırımcıların Trump’ın çıkış planına ikna olmamasının yanı sıra pozisyon çözülmesinin etkili olduğuna işaret etti. Bu da altının artık yalnızca “saklama” aracı değil, yoğun kaldıraç ve kısa vadeli işlem davranışıyla hareket eden bir yatırım enstrümanına dönüştüğünü gösteriyor.
Merkez bankaları ve fiziki piyasa da tabloyu destekliyor
Satış baskısını büyüten bir başka unsur da fiziki ve resmi taraftaki gelişmeler oldu. Reuters verilerine göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın altın rezervleri mart sonunda yaklaşık 50 ton azalarak 772 tona geriledi ve bu, son yedi yılın en büyük haftalık düşüşü olarak kayda geçti. Bu tür hareketler piyasada doğrudan “nakit için satış” olarak yorumlanmasa da, rezervlerdeki sert azalma fiziksel altın tarafında arz algısını etkiliyor. Öte yandan Reuters, Dubai’de altının Londra’ya göre iskontolu işlem gördüğünü, uçuş aksamaları nedeniyle daha fazla külçenin yerel piyasada kaldığını ve savaşın ne kadar süreceğine dair belirsizlik yüzünden talebin zayıf seyrettiğini aktardı. Yani altını desteklemesi beklenen fiziki Orta Doğu talebi de bu aşamada yeterince güçlü değil.
Altın neden artık klasik güvenli liman gibi davranmıyor?
Asıl değişim burada ortaya çıkıyor. Altın, jeopolitik kriz dönemlerinde hâlâ güvenli liman özelliğini tamamen kaybetmiş değil; nitekim 1 Nisan’da doların zayıflamasıyla dört seans üst üste yükselerek 4.784 dolar civarına kadar çıktı. Ancak sonraki gün aynı hızla geri çekilmesi, piyasada altının artık yalnızca korku anında alınan bir sığınak değil, faiz beklentileri, dolar hareketi, petrol şoku ve pozisyon yoğunluğu ile birlikte fiyatlanan bir yatırım enstrümanına dönüştüğünü gösteriyor. Reuters’a göre aynı satış dalgasında gümüş yüzde 5,4, platin yüzde 3,1 ve paladyum yüzde 1,8 geriledi. Bu da düşüşün sadece altına özgü olmadığını, değerli metaller genelinde daha geniş bir portföy yeniden dengelenmesi yaşandığını düşündürüyor.
Piyasa şimdi neyi izliyor?
Mevcut fiyatlama, altın için tek başına savaş manşetlerinin artık yeterli olmadığını gösteriyor. Bundan sonra değerli metallerin yönünde üç başlık belirleyici olacak: Brent petrolün yüksek seyrini koruyup korumayacağı, dolar ve tahvil faizlerindeki yükselişin devam edip etmeyeceği ve merkez bankaları ile fiziki piyasalardan yeni satış sinyalleri gelip gelmeyeceği. Eğer petrol kaynaklı enflasyon korkusu sürer ve faiz indirimi beklentileri daha da zayıflarsa, altın savaş döneminde bile baskı altında kalabilir. Buna karşılık Hürmüz tarafında normalleşme görülür, petrol gevşer ve dolar gücünü kaybederse altın yeniden klasik güvenli liman işlevine yaklaşabilir.
Özetle son düşüş, savaşın altını artık otomatik olarak yukarı taşımadığını; yatırımcıların onu giderek daha fazla, diğer emtialarla birlikte alınıp satılan bir varlık olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
Bu haberde yer alan bilgi, yorum ve değerlendirmeler yatırım tavsiyesi kapsamında değildir.
